koylu

''KÖYLÜ VE ŞEHİRLİ''

 

            Dünyadaki bütün insanlar aynı fabrikadan meydana gelmiş. Kimsenin kimseden üstünlüğü yok fiziki görünüş itibariyle ancak yaşayış ve inanç farklılığı vardır. Ama ne olursa olsun her toplumun kendilerine göre bir kültürü, bir inancı ve bir yaşam tarzı vardır. Bu kriterler bize ters ve yaşantımıza uygun olmayabilir

fakat bu doğrult da yapabileceğimiz tek bir şey var, oda saygı duymaktır. Kınamak veya eleştirmek değildir. Konuyu fazla çarpıtmadan asıl meseleye gelmek istiyorum.

            Van da öğrenci olduğum için okulumuz vanın Gevaş ilçesinde ve Gevaş ta kalıyorum. Belki size çok tuhaf gelecek ama maalesef Gevaş ta şöyle bir ayrım var ‘köylü ve şehirli’ kavramları ne köylü şehirliyi sindiriyor nede şehirli köylüyü. Ancak çok zoruma gitti hep nerde malayani şeyler varsa biz gidip orda yoğunlaşıyoruz. Halbuki zamanı dolu geçirmek varken kardeşçe paylaşımlar varken bizim meşgul olduğumuz olaylara bakın. Belki dersiniz bizi ilgilendirmez van nerde Iğdır nerde olabilir. Ama unutmayın vanda ki bir kusurda kusurumuz ığdırdaki bir kusurda bu bilinci taşımadığımız sürece bir yere gelemeyiz bu bir gerçek. Bir Iğdırlı olarak bu konu üzerinde elimde geleni yapmaya çalıştım gerek yazılarımla gerekse Gevaşlı esnaflarla yaptığımız sohbetlerle olumlu teşhisleri koymaya çalıştık inşallah ileriki zamanlarda bu yargılar kalkar. Şimdi müsaade ederseniz eğer Gevaşlı birkaç gencin bu konu üzerinde kendi aralarında yaptıkları samimi tartışmalarını anlatmak istiyorum; havalar güzel, artık parklara ve çay bahçelerine gitme zamanı geldi. Bende geçen gün gevaş’ın görkemli bir çay bahçesinde oturmuş ve dertli bir çay yudumluyordum hemen yan tarafımda da üç tane genç oturmuştu ve çok tatlı bir muhabbetleri vardı. Tabi tanımıyordum kendilerini, istemeden kulak misafiri oldum.  o arkadaşların muhabbetleri bir anda değişti şehirli ve köylü olma muhabbetine döndü. kendilerini savunurken ikisi şehirli diğeri ise köylü olduğunu  gösteriyordu. Muhabbetleri bazen  çok samimi bazen ise damara dokundurarak  muhabbetlerini sürdürüyorlardı. Anladığım kadarıyla  eskiden kalma bir  izdi bu, şehirli ve köylü muhabbeti. şehirli olan gençlerden biri köylü gence'' siz köylüler var ya şehre geldiniz her yeri esir aldınız ve bize meydan bırakmıyorsunuz siz ne anlarsınız  şehirden  mahirden arkadaş'' diye devam  ediyordu. bir yanda da çaylarını  yudumluyorlardı. Aynı genç

bir daha  müdahale etti.'' sizin hiç bir şeyden  haberiniz  yok, medeniyetten bile. Batıya gidip biraz medeniyetten nasibinizi alırsanız ölçülü olursunuz'' köylü genç  acı bir tebessümle şöyle cevap verdi; '' biz olmazsak siz açlıktan  ölürsünüz. Manavdan tut markete kadar, marketten kuaföre kadar hep köyden gelen insanlar  alış veriş yapar bu noktada  köylü olmaza esnaf  ne  yapar diye merak ediyorum.''

 Ancak bu duruma çok üzüldüm biz hangi asırda yaşıyoruz, daha bu ve buna benzer olayların dışına ne zaman çıkacağız? ayrıca medeniyet  sadece  batı damı var

yada medeniyet  başlığı  altında  kokuşmuş bir kısım insanlardan mı söz ediyorlar. Hani anne ve babaları yaşlanmadan  hemen huzur  evlerine  bırakan  sosyetik  insanlar mı  medeniyeti  öğretecekler  bize. Halbuki  köylü diye hitap ettiğimiz  insanlara  bir  bakın! en temiz, en ulvi ve en berrak duygularıyla  anne ve babalarını toprağa  verene  kadar hizmet ederler ve  sahip  çıkarlar. Bu iki yaşam tarzından hangisi bir medeniyet parçası ise kararı  size bırakıyorum. Köyde  yaşını  geçirmiş bir ihtiyarın, çorak  topraklarda  nasır  tutmuş ellerini hürmetle  öperim ve  sonsuz  saygılarımı  dile getiririm. çünkü hayatın en temiz, en saf ve her şeyin orijinalliğiyle onlarda  mevcuttur. Çünkü dürüstlüğü, mertliği ve insan olma bilincini kendilerine  düstur etmişler.Aynı şekilde şehirde de  tam manasıyla kendini yitirmemiş, vatandaşlar için hayatını hizmete armağan eden insanlara da aynı duyguları  besliyorum. Bizde kendimize böyle bir şekil  vermemiz lazım. Çünkü  başarı yolları  bu  basamaklarda  geçer. Bunun için 'A' şahsını  'B' şahsından ayırmak  bizim  hadimiz değildir. 'A' köyü  'B'  köyü kavramlarından  vazgeçelim. 'şehir' bir  bütündür bir şehrin en küçük  bir  köyünde yapılan  bir  kusur o köyün  kusuru  olduğu  gibi, şehrinde  kusurudur.  çünkü  köy,  şehrin  etiketini  taşır. Bunun  için, köylü  ve  şehirli  kavramlarını  geride  bırakalım

            Yarınlar  için bir basamak  oluşturalım. Bir emek  sarf edelim, karanlıkta  kalmış  insanlarımız  için bir ışık  olalım ve bir  umut  olalım  bunun  zamanı gelmiş  geçiyor  bile...  

                              

                                                                       Gökhan alabuğa

                                                                    YYÜ. Bil.Prg ve tek.

                                                            

DİĞER YAZILARI  :

• Hayaller Olmazsa Hedefler ve Başarılar Olmaz  
• Şiirleri 
----TACİRLİ KÖYÜ SİTESİ----
 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
         MAKALELER                      
•  Ferarrisini Satan Nietzche...
Cihan ADIYAMAN
İf istanbul'dan Bahman Ghobadi Geçti ...
Cihan ADIYAMAN
•  Halet i Ruhiyyemiz üzerine Cemil ADIYAMAN 
•   Bir Çocuğun göz yaşı... 
Deniz ÇİFÇİ 

• Özerk yönetimler ve demokrası
Deniz ÇİFÇİ
 
•   Seni Tarif Edemem...
Faruk ÖZTÜRK
•   Sevdanın Adı Aynıdır...
Necef ALTÜRK
Rüya (Şiir)...
İsmail YARAY
                                                   
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Köylümüz Faik Kubilay Öğretmen-Yazar
20.01.2009 14:38:24


LEYLEKLER VE BEN

Leylekler geldi mi?
Leylekler geldi mi anne?
Pembe pembe gülümsüyor mu badem?
Yağmur ......... Yağmur ......... Yine Yağmur.
Akşam sabah , gece gündüz
Neden hiç durmuyor , neden durmuyor
Rüzgardan da kanat takmış
Camlara camlara vuruyor.


Leylekler geldi mi?
Karşı yoncalık doydu mu suya?
Su oturdu mu , şişti mi göletler?
Bu tufanda leylekler çoktan yatar
Uykuya...


Leylekler geldi mi?
Tüyleri pırıl pırıl
Beyaz mı beyaz
Yağmur durdu mu güneş sıcak sıcak parlayacak.
Leyleğin rengi ağaçlara yansıyacak
Göletlere doluşacak leylekler
Kırmızı bacakları bir kalkıp bir inecek
Bıkmadan usanmadan
Bir baştan bir başa
Kısmetini arayacak



Bana söz verdi dedem , anne!
Söz verdi bana dedem
Kesmeyecek kavak ağacını
Devirmeyecek
Kavak ağacının başı yakında
Göğe erecek
Benim ilk leyleğim
Buradaki hazır yuvasına oturacak
Yağmur durdu mu , güneş çıkacak
Sıcak sıcak parlayacak
Leyleğin rengi ağaçlara yansıyacak
İki mi üç mü bilmem
Belki dört beş
Küçük küçük gagalar açık bekleyecek


Duymuştum
Kitaplarda okumuştum
Bende leylek yuvası kuracaktım
Fazla değil azıcık büyüyünce...
Anne leylek sarıp sarmalasın yavrusunu
Korusun yağmurdan , rüzgardan
Bazen de biz çocuklardan
Gönlünce


Düzlük... düzlük...
Sonu gelmez bir ova
Ovanın bu yerinde tek mi tek
Bir kavak ağacı
Gururlu mu gururlu
Yine yağmur çiseliyor
N'olur çıkma rüzgar deli deli
Kavağın kuzey yamacında
Harman yerine denk bir yuva
Yuvada benim leyleğim
Bir kartal kadar da heybetli


Leylekler gelmedi mi?
Leylekler , ne zaman gelecek , leylekler
Ne ....... ne ........... daireler mi çiziyor?
Yavrular soluk soluğa nefes nefese
Yoksa köpek mi var?Belki bir yılan
Kov onları anne, lütfen kov
Akşama sabaha gelecek leylekler
Bir sabah vakti yahut okulu kırdığımızda
İlk leyleği görmek...Yuvasında duruşunu
İşitmek...İşitmek istiyorum
Mahalleninin
Geldi!.. Geldi!.. Leylekler geldi!..
Hep bir ağızdan, hep bir ağızdan
Haykırışını, çırpınışını...
Leylekler gelmiş anne
Gelmiş leylekler..
Ne çok görmek isterdim
Ne çok...
Tanrıya yakarışını


Faik Kubilay-Öğretmen-Yazar
&
EV HANIMINDAN EV BEYİNE

Bugün Pazar kuruldu
Ev eksiği soruldu
Hanım yazdı bir liste
Bey okuyunca yoruldu


Kahve, şeker, çay lazım
Tursil, persil; fay lazım
Güzel kıza toy lazım
Pırtı-sandık alda gel.

Aman! Sucuk hoş olsun,
Peynir, ciğer yaş olsun
Kıyma-tavuk kuş olsun
Böbrek, dalak dilde al!

Unutma tunç tavayı
Sarı sarı ayvayı
Düşünmeli yuvayı
Pencereye tül de al.

Boş tencere, boş tava
Dolu olsun bak kova!
Bugün çok sıcak hava;
Limon-ayran bulda al.

Pasta-börek saklıdır,
Helva-lokum tatlıdır
Baklavalar katlıdır
Dükkanından tartta al!

Badem, ceviz kırılsın
Mısır, nohut kavrulsun
Bir küp turşu kurulsun
Biber, sirke, tuz getir.

Sedef düğme yapılır
Elmas küpe takılır
Altınlarda satılır
Sarraf sarraf gez getir!

Ciğer getir kediye
Yetiş saat yediye
Düğün için hediye
Paket paket düz getir.

Bardak-tabak kırıldı,
Çanak-çömlek yarıldı.
Yaralarım sarıldı
İlaç-merhem tez getir!

Sana-bana pijama
Oğlan-kıza fanila
Büyük-küçük karyola
Metre metre bez getir.

Kilo kilo pastırma
Paket paket makarna
Külah külah dondurma
Erimeden tez getir!

Pahalıdır iyi mal;
Kaliteli yağ ve bal
Helva-lokum kaymak al
Birkaç hamal tut getir!

Mangal kürek bozuldu,
Dirsek-boru kırıldı
Odun-kömür azaldı
Yakmak için gaz getir.

İğne-iplik şiş kayıp
İncik-boncuk pul sayıp
Söylemesi çok ayıp
Cımbız-toka bul getir.

Liste liste yazıldı
Daha neler sayıldı;
Toplar iken kağıdı
Bey düştü bayıldı!

Hanım koştu kaldırdı;
Biraz hava aldırdı.
Bey kendine gelince;
Şaka diye yalvardı!

YUSUF TAĞI(TÜRKDEN)
_________________________
Facebook beğen
 
Reklam
 
KÖYÜMÜZÜ ÇOK SEViYORUZ
 
Tacirli'de Yaşanmış Bir Öykü

__ASLANLAR YARALIDA KÜKRER__
Mehmet Emin Adıyaman
Avukat

1930 li yıllardı Ağrı isyanı bastırılmış, isyana katıldıkları ileri sürülenler bertaraf edilmişti. Çevre köylerden kitleler halinde sürgünler yapılıyordu Ege ve Trakya’ya, Tacirli köyü isyana katılmamıştı. Çevre köy ve aşiretlere göre rahatlardı. Başlarına bir sorun açılmayacaktı. En azından böyle düşünüyorlardı..........
>Devamı için tıklayın<

&

SÖYLEŞİ  :   
Haz:Cemil Adıyaman
Kocaeli Ünv  
Hukuk Fakültesi  
Babam Mehmet Emin Adıyaman ile köyümüz, yöremiz, akrabalarımız ve geçmiş ile gelecek üzerine küçüklüğümüzden beri alışıla gelmiş sohbet ve söyleşilerimiz olmuştur. İstanbul da aile içi iletişimimiz ve sohbetlerimizin en güzel taraflarından biride köyümüze, akraba ve tanıdıklarımıza dair olanlarıdır. Doğrusu babamda köye, yöremize ve geçmişe dair meraklı sorularımıza cevap vermekten ve anlatmaktan büyük keyif alır.         >...Devamı...<
ŞİİR
 
HIÇKIRIK

Sevdandır deliye döndürdü beni.
Güneş idim,aşkın söndürdü beni.
Yeter artık sevgilim anla beni.
O mahmur bakışın öldürdü beni.


Seveyim dedim dertlere büründüm.
Rüzgârda toz, toprak gibi savruldum.
Bir başıma amansız dertlerimle,
Bende diyardan diyara süründüm.

Dertli gönlümde şahların şahısın.
Virane kalbimde,her an ahımsın.
Her gün,her gece ve heran,her yerde,
Hep hatırladıkça ahüvahımsın.

Sevdan başımda tüter duman,duman.
Virane olmuş gönlüm,halim yaman.
Beni benden almış kirpiklerin ok,
İki kaşın yaydır,saçların keman.

Bu dünyada mutluluğa hasretim.
Ne etsende sana yoktur nefretim.
Ben dünyada malı,mülkü neyleyim,
Sensin benim malım,mülküm servetim

İsmail YARAY
 
Şimdiye kadar 113335 ziyaretçisiteye girmiştir
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=