ferrari


  



Cihan Adıyaman
İTÜ-Mimarlık Fakültesi. 
                                                               
             FERRARİ’SİNİ SATAN NİETZSCHE    
                     

“Yaşlı bir babaanne, oğlu, gelini ve kız torunundan oluşan güzel bir aile” diyordu Robin Sharma “Ferrerisini Satan Bilge” isimli romanının küçük bir bölümünde. “Yaşlılığın etkisiyle hareketleri iyice zayıflayan ve elleri titreyen babaanne, sofrada sürekli kazalara sebep oluyordu. Yemeğini dökmeden bitirdiği öğün yok gibiydi. Bu durum zamanla zaten başından aşkın işleri olan gelin için ekstra bir yük halini almıştı. Gelin, Yaşlı kadının her öğün kirlettiği sofrayı temizlemek zorunda kalmak istemiyordu, bu yüzden kendince bulduğu çözümü kocasına anlattı. Eğer yaşlı kadın masada değil de yerde ayrı bir sofrada yemek yerse masadan yemek dökemeyecek böylece sofrayı kirletemeyecektir. Bu çözüm kocaya çok masumane ve parlak bir fikir gibi geldi. Parlak fikirlerini hemen uygulamaya geçirdiler ve yaşlı kadına odanın bir köşesinde yerde yemek vermeye başladılar. İlk başta her şey yolunda gibi görünüyordu. Fakat günün birinde baba eve döndüğünde küçük kızını Legolarla oynarken bulunca her şey değişir. Kızına neler yaptığını sorduğunda aldığı cevap babayı yeniden düşünmeye teşvik eder. Küçük kız Legolarla kendi hayatını canlandırıyor, kocasıyla masada yemek yerken kendi baba ve annesine masanın yanında yerde yemek veriyordu. Bu durum babanın da gelecekte benzer bir tabloyla karşı karşıya gelebileceğini gösteriyordu. Böylece baba yaşlı kadını yeniden yemek masasına alır ve tüm kazalara hoşgörü ile bakmaya başlar”.

        Bu küçük hikaye ile Robin Sharma şu sonuca varıyor: Aslında insanlar kötü değillerdir. Yaşam şartları onları kötülük yapmaya itebilirler fakat mutlaka içlerinde iyiliğe dair bir şeyler vardır. Yapılması gereken şey derinliklerde saklı kalmış bu iyi duyguların açığa çıkmasıdır. Bunun için bazen küçücük bir kıvılcım bile yeterli olabilir. İşte bu hikayede de babayı  kötülüğe iten yaşlı kadının günlük hayatı zorlaştırmasıdır. Birey olarak babanın suçu yoktur. Sadece içindeki iyilik henüz açığa çıkmamıştır. Kızının Legolarla oynadığı oyun baba için tetikleyici bir kıvılcım olmuş ve içindeki iyi ortaya çıkmıştır bu sayede yaşlı kadını yeniden yemek masasına almaya başlamıştır. Sharman’ın yaptığı bu psikolojik saptama kulağa ne kadar da hoş geliyor değil mi? Tıpkı Dostoyevski’nin temel kahramanlarından Krilov’un dediği gibi “insanlar kötü değildir, sadece iyi olduklarını bilmiyorlar”.  Yani yapılması gereken insanlara iyi olduklarını kavratmak, içindeki iyiyi ortaya çıkarmaktır.
 

       Bu bakış açısı her ne kadar güzel görünse de olayın psikolojik boyutunun böyle olmadığını düşünüyorum. Acaba Nietzsche bu küçük hikayeyi nasıl yorumlardı? içindeki iyi, küçük bir kıvılcımla ortaya çıkan baba hakkında ne düşünürdü? Bana sorarsanız hiç de iyi şeyler düşünmezdi. Sharma’ın Pollyannacı bakışından çok farklı bir değerlendirme yapardı. Yaşlı kadının aile için hayatı zorlaştırıcı bir etken olduğu ortada. Bu durum ilk başta gelini, sonra da yaşlı kadının oğlunu rahatsız etmiştir. Kendi menfaatlerini düşünen karı-koca buldukları parlak fikirle en azından yaşlı kadının masayı kirletmesine engel olacaklardır. Peki babayı bu fikirden döndüren şey,  gerçekten de içindeki iyinin ortaya çıkması mıdır?  “Hayır” derdi Nietzsche. 

Nietzsche’ye göre insanoğlu ruhunun bütün derinliklerine, hücrelerinin en ücra köşelerine kadar bencillik, kibir, menfaat gibi duygularla donatılmıştır. Çoğu zaman bu kötü duyguların farkında bile olamayız, bunlar bilinçaltımızın etkisiyle biz farkında olmadan hayatımıza yön verir. Dolayısıyla babayı bu fikirden döndüren gerçek şeyin, Legolarla oynayan kızının gelecekte anne-babası için düşündükleri olduğunu anlamak çok da zor değil. Küçük kız bugün babasının babaannesine yaptıklarını gelecekte kendi anne-babasına yapacaktır. Baba bütün bunların farkına varınca yaşlı kadını tekrar masaya alır. Yani yaşlı kadının yeniden masaya gelişi babanın içindeki iyinin ortaya çıkmasından değil, babanın kendi geleceğinden endişe duymaya başlamasından kaynaklanmaktadır. Yaşlı kadını masaya yeniden alacak, ona iyi davranacak, sakarlıklarına hoşgörü ile bakacak, böylece kızının geleceğinde kendine daha iyi bir yer edinecektir. Kısacacı menfaat duygularıyla donatılmış babanın yaşlı kadını masadan atması da, masaya tekrar geri alması da tamamen kendi menfaatini gözetmesindendir. Bunları söylediğim kadar bilinçli, programlı bir şekilde yapmamış olabilir. Bu tür davranışların çoğunun bilinçaltının harekete geçmesi ile biz bile farkında olmadan yapıldığını tekrar vurgulamalıyım. İşte böyle düşünürdü Nietzsche. Her ne kadar Sharma’ın düşündüklerinin tam tersi olsa da en az onun kadar tutarlı görünüyor.

         Sanırım bunu düşünmekte fayda var. Bizim de farkında olmadığımız ne gibi duygu ve davranışlarımız var. Allah’ı sevdiğimiz için mi namaz kılıp oruç tutuyoruz, yoksa cennete kapak atmak için mi? Başkalarını karşılık beklemeden mi seviyoruz yoksa onlar da bizi sevsinler diye mi seviyoruz? Ya da otobüste kitap okuyan genç, gerçekten o kısa süreyi okuyarak değerlendirmek mi istiyor yoksa el aleme ne kadar okuduğunu göstermek için mi okuyor?

         Asıl üzerinde düşünülmesi gereken sorun, kendimizi aşabilmemiz, evrensel kabul gören, erdemli olmanın değer ölçütlerine ulaşmayı sağlayan, bütün bencilik, beklenti, ve çıkarlarımızdan arınmış kendimizle ve doğayla barışık bir kişiliğe ulaşabilmektir.

 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Maral ayaz( maralayaz76hotmal.com ), 29.03.2015, 13:20 (UTC):
Gercekten boyle dusunen bır insanın olması, en azından hayatta at gozluklerınden kurtulmus hayata daha genıs pencereden bakan, Gercekten her seyı sorgulayan bır insan var. Boyle yazması Gercekten fılozofluk ruhu olamaz mı...





Yorumu gönderen: Metin( sofistikehotmail.com ), 28.07.2012, 20:31 (UTC):
İnsan davranışınlarının arka planındaki psikolojik saiki Robin Sharma ve Nietzsche birbirinden farklı iki bakış açısıyle irdelenmesi güzel olmuş gerçekten insanı düşünmeye sevk eden bir yazı olmuş, davranışlarımızın arka planındaki beklenti ve saiklerimiz Sharma'nın dediği gibi artaya çıkmamış iyi yönümüzmüdür? yoksa Nietzsche'nin belirttiği gibi benciliklerimizmidir? bunun üzerinde düşünmek gerek... Bu arada Yorum yapan Güven adlı arkadaşın makaleden bir şey anlamadığı sadece bilmişlik tasladığını ve yazarı eleştirmek için yazdığını belirtmeliyim

Yorumu gönderen: güven ( guvenuygthotmail.com ), 24.05.2012, 16:43 (UTC):
bu yazıyı okurken nesıl bır yorum yaparım düşüncesi okudum bu yüzden ne kadar objektif ya da erdemli davranırım bilemem ama ''mesele güzeli sevmekde değil güzeli görebilmekde'' gibi bir şey olmuş ...
tamam olsun hemen hemen her üniversite öğrencisinin birinci sınıfta okumaya başladıgı bir öğrenci olarak niçe gibi düşünmeye çalıştım ve şu kanılara vardım
1: kendıne ınsan diyen insanın yolda yürürken bile yüzlerce canlının ölmesıne sebeb olan bir çağda yaşıyoruz ne beklıyosunuz çok kitap okuyarak gökten bir mucize gelmesını mı ?
2; niçe : en kötü en iyisi için gereklidir demişti
gayet güzel demiş
en kötü en iyisi için gereklidir sözünü sıklıkla kullanan ve benımseyen bir yazarın dilinden konuşmak kusura bakma öyle herkesın haddıne değildir
işin en can alıcı noktalarının biride herkesın niçeden dem vurması rus romanlarından fırlamısda aramaza katılmıs gıbı bır hava sergılemesı size ''önemli olan şu önemli olan bu ''deme hakkını hiç vermıyor ama başlığı sevdim ferrarisni satan niçe güzel olmus elıne saglık abi

Yorumu gönderen: mehmet kaynar( memetkaynar76hotmail.com ), 16.05.2010, 09:32 (UTC):
çok güzel olmuş yapanların eline sağlık

Yorumu gönderen: adem desim( ist ), 12.07.2009, 12:28 (UTC):
en önemli olan isan olman diyer girisi gelir canım

Yorumu gönderen: kartal( kartalciga76hotmail.com ), 27.05.2009, 08:12 (UTC):
bahsini ettiğin kitabı okumuştum ve yazarın verdiği o örnekte sana katılmamak mümkün değil.biz bir fakire zadaka verirken bile onu mutlu etmek değildir amacımız.sadece vicdanımızı rahatlatırız.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

----TACİRLİ KÖYÜ SİTESİ----
 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
         MAKALELER                      
•  Ferarrisini Satan Nietzche...
Cihan ADIYAMAN
İf istanbul'dan Bahman Ghobadi Geçti ...
Cihan ADIYAMAN
•  Halet i Ruhiyyemiz üzerine Cemil ADIYAMAN 
•   Bir Çocuğun göz yaşı... 
Deniz ÇİFÇİ 

• Özerk yönetimler ve demokrası
Deniz ÇİFÇİ
 
•   Seni Tarif Edemem...
Faruk ÖZTÜRK
•   Sevdanın Adı Aynıdır...
Necef ALTÜRK
Rüya (Şiir)...
İsmail YARAY
                                                   
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Köylümüz Faik Kubilay Öğretmen-Yazar
20.01.2009 14:38:24


LEYLEKLER VE BEN

Leylekler geldi mi?
Leylekler geldi mi anne?
Pembe pembe gülümsüyor mu badem?
Yağmur ......... Yağmur ......... Yine Yağmur.
Akşam sabah , gece gündüz
Neden hiç durmuyor , neden durmuyor
Rüzgardan da kanat takmış
Camlara camlara vuruyor.


Leylekler geldi mi?
Karşı yoncalık doydu mu suya?
Su oturdu mu , şişti mi göletler?
Bu tufanda leylekler çoktan yatar
Uykuya...


Leylekler geldi mi?
Tüyleri pırıl pırıl
Beyaz mı beyaz
Yağmur durdu mu güneş sıcak sıcak parlayacak.
Leyleğin rengi ağaçlara yansıyacak
Göletlere doluşacak leylekler
Kırmızı bacakları bir kalkıp bir inecek
Bıkmadan usanmadan
Bir baştan bir başa
Kısmetini arayacak



Bana söz verdi dedem , anne!
Söz verdi bana dedem
Kesmeyecek kavak ağacını
Devirmeyecek
Kavak ağacının başı yakında
Göğe erecek
Benim ilk leyleğim
Buradaki hazır yuvasına oturacak
Yağmur durdu mu , güneş çıkacak
Sıcak sıcak parlayacak
Leyleğin rengi ağaçlara yansıyacak
İki mi üç mü bilmem
Belki dört beş
Küçük küçük gagalar açık bekleyecek


Duymuştum
Kitaplarda okumuştum
Bende leylek yuvası kuracaktım
Fazla değil azıcık büyüyünce...
Anne leylek sarıp sarmalasın yavrusunu
Korusun yağmurdan , rüzgardan
Bazen de biz çocuklardan
Gönlünce


Düzlük... düzlük...
Sonu gelmez bir ova
Ovanın bu yerinde tek mi tek
Bir kavak ağacı
Gururlu mu gururlu
Yine yağmur çiseliyor
N'olur çıkma rüzgar deli deli
Kavağın kuzey yamacında
Harman yerine denk bir yuva
Yuvada benim leyleğim
Bir kartal kadar da heybetli


Leylekler gelmedi mi?
Leylekler , ne zaman gelecek , leylekler
Ne ....... ne ........... daireler mi çiziyor?
Yavrular soluk soluğa nefes nefese
Yoksa köpek mi var?Belki bir yılan
Kov onları anne, lütfen kov
Akşama sabaha gelecek leylekler
Bir sabah vakti yahut okulu kırdığımızda
İlk leyleği görmek...Yuvasında duruşunu
İşitmek...İşitmek istiyorum
Mahalleninin
Geldi!.. Geldi!.. Leylekler geldi!..
Hep bir ağızdan, hep bir ağızdan
Haykırışını, çırpınışını...
Leylekler gelmiş anne
Gelmiş leylekler..
Ne çok görmek isterdim
Ne çok...
Tanrıya yakarışını


Faik Kubilay-Öğretmen-Yazar
&
EV HANIMINDAN EV BEYİNE

Bugün Pazar kuruldu
Ev eksiği soruldu
Hanım yazdı bir liste
Bey okuyunca yoruldu


Kahve, şeker, çay lazım
Tursil, persil; fay lazım
Güzel kıza toy lazım
Pırtı-sandık alda gel.

Aman! Sucuk hoş olsun,
Peynir, ciğer yaş olsun
Kıyma-tavuk kuş olsun
Böbrek, dalak dilde al!

Unutma tunç tavayı
Sarı sarı ayvayı
Düşünmeli yuvayı
Pencereye tül de al.

Boş tencere, boş tava
Dolu olsun bak kova!
Bugün çok sıcak hava;
Limon-ayran bulda al.

Pasta-börek saklıdır,
Helva-lokum tatlıdır
Baklavalar katlıdır
Dükkanından tartta al!

Badem, ceviz kırılsın
Mısır, nohut kavrulsun
Bir küp turşu kurulsun
Biber, sirke, tuz getir.

Sedef düğme yapılır
Elmas küpe takılır
Altınlarda satılır
Sarraf sarraf gez getir!

Ciğer getir kediye
Yetiş saat yediye
Düğün için hediye
Paket paket düz getir.

Bardak-tabak kırıldı,
Çanak-çömlek yarıldı.
Yaralarım sarıldı
İlaç-merhem tez getir!

Sana-bana pijama
Oğlan-kıza fanila
Büyük-küçük karyola
Metre metre bez getir.

Kilo kilo pastırma
Paket paket makarna
Külah külah dondurma
Erimeden tez getir!

Pahalıdır iyi mal;
Kaliteli yağ ve bal
Helva-lokum kaymak al
Birkaç hamal tut getir!

Mangal kürek bozuldu,
Dirsek-boru kırıldı
Odun-kömür azaldı
Yakmak için gaz getir.

İğne-iplik şiş kayıp
İncik-boncuk pul sayıp
Söylemesi çok ayıp
Cımbız-toka bul getir.

Liste liste yazıldı
Daha neler sayıldı;
Toplar iken kağıdı
Bey düştü bayıldı!

Hanım koştu kaldırdı;
Biraz hava aldırdı.
Bey kendine gelince;
Şaka diye yalvardı!

YUSUF TAĞI(TÜRKDEN)
_________________________
Facebook beğen
 
Reklam
 
KÖYÜMÜZÜ ÇOK SEViYORUZ
 
Tacirli'de Yaşanmış Bir Öykü

__ASLANLAR YARALIDA KÜKRER__
Mehmet Emin Adıyaman
Avukat

1930 li yıllardı Ağrı isyanı bastırılmış, isyana katıldıkları ileri sürülenler bertaraf edilmişti. Çevre köylerden kitleler halinde sürgünler yapılıyordu Ege ve Trakya’ya, Tacirli köyü isyana katılmamıştı. Çevre köy ve aşiretlere göre rahatlardı. Başlarına bir sorun açılmayacaktı. En azından böyle düşünüyorlardı..........
>Devamı için tıklayın<

&

SÖYLEŞİ  :   
Haz:Cemil Adıyaman
Kocaeli Ünv  
Hukuk Fakültesi  
Babam Mehmet Emin Adıyaman ile köyümüz, yöremiz, akrabalarımız ve geçmiş ile gelecek üzerine küçüklüğümüzden beri alışıla gelmiş sohbet ve söyleşilerimiz olmuştur. İstanbul da aile içi iletişimimiz ve sohbetlerimizin en güzel taraflarından biride köyümüze, akraba ve tanıdıklarımıza dair olanlarıdır. Doğrusu babamda köye, yöremize ve geçmişe dair meraklı sorularımıza cevap vermekten ve anlatmaktan büyük keyif alır.         >...Devamı...<
ŞİİR
 
HIÇKIRIK

Sevdandır deliye döndürdü beni.
Güneş idim,aşkın söndürdü beni.
Yeter artık sevgilim anla beni.
O mahmur bakışın öldürdü beni.


Seveyim dedim dertlere büründüm.
Rüzgârda toz, toprak gibi savruldum.
Bir başıma amansız dertlerimle,
Bende diyardan diyara süründüm.

Dertli gönlümde şahların şahısın.
Virane kalbimde,her an ahımsın.
Her gün,her gece ve heran,her yerde,
Hep hatırladıkça ahüvahımsın.

Sevdan başımda tüter duman,duman.
Virane olmuş gönlüm,halim yaman.
Beni benden almış kirpiklerin ok,
İki kaşın yaydır,saçların keman.

Bu dünyada mutluluğa hasretim.
Ne etsende sana yoktur nefretim.
Ben dünyada malı,mülkü neyleyim,
Sensin benim malım,mülküm servetim

İsmail YARAY
 
Şimdiye kadar 113334 ziyaretçisiteye girmiştir
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=