SİZİN GÖNDERDİKLERİNİZ

SİZİN GÖNDERDİKLERİNİZ :

Siz gönderin biz yayınlayalım, sizinde bir yazınız olsun bu sayfada duygularımızı, düşüncelerimizi birlikte Paylaşalım.



Resimde biraz bekle ve yağmurun yağısını seyret...... Sonra devam et.


Bu bir Thomas-Kinkade-Tablosu. Soylentilere gore bakana ugur getirirmis! 


Gönderen: Özlem BULUZ

ŞİİR         :


            DEVRIMCILERE.!.

Hepimiz her gun asagi yukari,Gazete sayfalarina bakar dururuz.
Bir insaniz,Ozgurlugu,onuru,emegi kendimize kible eder dururuz,
Sahlanip sonsuzluga yuz tutmus devrimcilerin yuzlerini goruruz.
Bu yuzler ki,her biri dunyamiza tutulmus birer ozgurluk aynasidir.

Dunyaya nasil bakariz bu aynalarda,
gorduklerimiz nelerdir,neler olmalidir.?
bu ozgurluk aynalarina bakarken...
kaçimiz goruyor,kaçimiz onlarla bulusuyoruz.?
Sonsuzluga serilmis toprak ana gibi guzel,
onurlu olan bu yuzlere bakinca her gun,
kendi kendime binlerce sorular soruyorum,
Soruyoruz da ben,biz,siz ve halktan olanlar.

Ilk sorum;bu yuzler kaç yasindadirlar,
ne zamandan beri çevrilmis daglara.?
bu ozgurluk,
onur,
emek yuzu aynalar ne kadar uçabilmisler bu daglarda.?
kimleri nasil,niçin biraktilar ardi sira,
dusunurlerken içlerini isitan var miydi.?
neden dag,neden daglar,neden hep ayni,
Neden hep bu ozgurluk ve onur yuzlu aynalar.?

Aslinda çok basit sorular da olsa,
gelse insana bu kendi kendime sordugum sorular;
yine de beynimi kurcalayip dururlar durmadan,
ve ben yine de sormadan edemiyordum kendime durmadan.
Ve her defasinda daha iyi,daha guzel anliyordum,
duyaya tutulmus aynalardan olan bu devrimci yuzleri.
insan oglu da,dogadaki tum canlilar misali benzeridir.
Bir ufak diken veya bir igne batsa hemen,haykirmaya baslariz.

Bir aci duyarken basariz haykirisi,çigliklari da...
peki kim,kimler yana olabilirler ki zulme.?
ya da soyle diyelim,kimler karsi çikabilirler,
karsi çikmalidirlar bu haksizliklara,zulumlere.?
nedir,nedendir,nelerdir bu onurlu devrimci yuzleri,
gençliginin baharinda ozgur,onurlu bir toplum adina,
Ve ozgur bir dunya için,baharindaki bedenlerini...
Topraga dusme cesaretini devrimcilere veren,gosteren.?

Belki de yanan bir parmagimiz oldugunda,
butun canimiz yanmisçasina aci çekeriz.
bu aciyi çekmemek için hemen çareler arariz,
Korumaya dair aklimizin erdigi,bildigi tum koruma bilgilerini,
mekanizmalarini derhal harekete geçirir,uygulariz hemen hepimiz.
bir daha olmasin,gormeyelim ve baskalarinin da canlari yanmasin,
yanip da aci çekmemesi için,hemen korumaya baslariz,harekete geçeriz.
Peki neden kendimizi bu acilardan korumayi,korunmayi isteriz de,
Ozgurluklerimiz,onurlarimizi,bizleri koruyan bu yuzlere yuz çeviririz.?
Ulkemiz adina,halklarimiz adina,ozgurluklerimiz adina,
Ulkemiz,Halklarimiz ve onurumuz olan degerler adina dusenlere karsi oluruz.?
Ya da gençliklerinin baharinda degerler için direnen ve direnirlerken de,
Ezilen,horlanan,vurulup dusen bu bedenlere yeterince sahip çikabiliyor muyuz.?

Bir deger,
Bir dusunce,
Bir ozgurluk,sevgi,sevda,onur,ask,insanliga ve dogaya ait,
Ulkemize ait olan tum bu mutluluklar nasil korunur,korunmalidir.?
Ve her gun gazete sayfalarindaki devrimcilerin ozgurluge,onura,
Bagimsizliga kosan o onurlu yuzlerini bir bir gormekteyiz.
Gorurken de bu,ozgurluk aynalarini bakip geçeriz çogumuz.
Oysa iyice bakilmali,derinden derinden bakilmali bu yuzlere,
Bakip anlamali,anlarken de,derinden derine dusunmeli,
Bu devrimci yuzlerle bir olmaliyiz,butunlesmeliyiz bu yolda hepimiz.
Bu yolda,
Devrimcilerin yuzu,gozu olmak,
Yuklendikleri sorumlulugu yuklenmek,
Tasimak gereklidir sol goksumuzun altindaki kalbimizin ritminde,
Tasimak ozgurluklerden,onurdan yana olmanin en onemli yoludur,
Ulkeden,halklarda, emekten,esitlikten yana olan bizler,bu yolda yurumeliyiz de.
iste;
Ozgurlukten,asktan,onurdan,emekten yana yasamaktir,kavramaktir ayni zaman da.
iste;
Bu duygulardan hareketle,
Verilebilecek tek bir yanit varsa eger insan oldugumuzdan dolayi,
Herkes,her kisi,her seyden once...
insani sorumluluktan yana,gerçeklerden yana hesap vermelidir.
Bu onur,emek,ozgurluk,bagimsizlik degerlerinin yaninda yer almali.
Gençliklerinin baharinda ayna olan Yuzlere deger verip,sahip çikmaliyiz DEVRIMCILERE.!.
DEVRIMCI Olmaliyiz Devrimci..!.
Tabi eger ulkeden
,halktan,emekten,esitlikten,ozgurlukten yana isek.? 

Gönderen:  Volkan akarsu

     BEN BİR DAĞ ÇİÇEĞİYİM

benbir dağçiçeğiyim araratın zirvesinde,
bir özgürlük türküsüyüm onurlu bir asinin dilinde ,
bir mavzerim halkımın ellerinde, 
bir hewalım vadilerde ben 
berdanım mapuslarda, 
binlerce davasına inanmış özgürlük mahkumların voltalarında 
işkence gören ölen öldürülen sürgüne gönderilen halkımın yüreyinde, 
ben berdanım kırk milyon insanların düşüncesinde           
Gönderen: Berivan Berdan (berivanberdanhotmail.com)       
 Ağlıyorum faydası yok 

Akşamdan basılmış gazete sayfalarında ,
ne çok arıyorum seni ah yoksun ne bir haber ne bir umut yok,
Beynim çıldırıyor yoksun yeraltındasın biliyorum.
Sesin yok düzmece bir intihar mısın ?
Ağlıyorum faydası yok
Yanımda yoksun canımda yok
Bir bilsen ne çok özledim ne çok,
Arama bültenlerinde yoksun
Polis kayıtlarında yok, jandarma sirenlerinde yoksun,
Düzmece meçhul bir kayıp mısın yoksa?
Ne yapsam faydası yok.
Ben artık duramam buralarda
Buldukları yerde vurur,
vurdukları yerde de gömerler beni 
Gönderen:Berivan Berdan                    

 SİMSİYAH YANKILAR
 
KEŞKE TANIMASAYDIM SENİ.
OMUZLARIMA BUKADAR YÜK BİNMEZDİ O ZAMAN
GÖZLERİM AĞLAMAYI BİLMEZDİ BUKADAR SIK
KALBİM ÇARPMAZDI BUKADAR DELİCESİNE,
BENİMDE ELLERİM SICACIK OLURDU MUTLAKA,

GECELERİ ASLA UYKUSUZLUK ÇEKMEZDİM SABAHA KADAR
RÜYALARIM HATTA TATLI HÜLYALARIM OLURDU
DUYGUSUZCA DÜŞÜNMEZDİM YOKLUĞUNDA YILLARIMI
HEM ÜŞÜMEZDİM DE HİÇ,BÖYLESİNE ÖLÜ SOĞUKLUĞUNDA
HIRSLA SAVURMAZDI KUZEY RÜZGARLARI YALNIZLIĞIMI

KAN ÇANAĞINA DÖNMEZDİ GÖZ BEBEĞİMİN TAA İÇİ
KAYAN YILDIZLARLA  BENDE FARKLI DİLEKLER TUTARDIM
DUYARDIM ANLARDIM  YANIMDA KONUŞULANI
ADIMLARIM İSE BU KADAR KÜÇÜLMEZDİ

BENDE GÜLERDİM ZAMAN ZAMAN
DENİZ VE MEHTAP BENİM İÇNDE ÖNEMLİ OLURDU BELKİ
HELE KARA SAPLI BIÇAK DOSTUM OLMAZDI SIRTIMDA
KEŞKE TANIMASAYDIM SENİ
OMUZLARIMA BUKADAR YÜK BİNMEZDİ O ZAMAN
GÖZLERİM AĞLAMAYI BİLMEZDİ BU KADAR SIK
KALBİM ÇARPMAZDI BÖYLE DELİCESİNE

BENİMDE ELLERİM SICACIK OLURDU MUTLAKA
GÜNEŞSİZ DÜNYAMDA KAVRULMAZDI ÇİĞERLERİM
BEYNİMSE BÖYLESİNE HIRÇIN UĞULMAZDI SÜREKLİ
KOR YÜREĞİME DAMLA DAMLA VURMAZDI GÖZ YAŞLARIM
RUHUM DARALMAZDI BENLİĞİMİ SIKIŞTIRMAZDI
TÜM ZERRELERİM ACI ÇEKTİRMEZDİ ZAVALLI BEDENİME
EN TİZ SESİYLE ÇIĞLIKLAR ATMAZDI GÖĞSÜM

SİMSİYAH YANKILAR OLUŞTURMAZDI  UFKUMDA

SAÇIMA SAKALIMA BENDE BAKARDIM O ZAMAN
PANTOLONUM İSE ÜTÜLÜ OLURDU HER GÜN
SONRA BİRŞEYLER YER İÇERDİM DİGER İNSANLAR GİBİ
AÇLIĞI,SUSUZLUĞU ,HANİ O HASRETİ  BİLMEZDİ BU CAN
HELALLİK VERMEZDİ ZALİM GECEYE

ÖKSÜZ BİR GARİP GİBİ HİSSETMEZDİ KENDİNİ

BULUŞUR GEZERDİ İŞTE SEVDİĞİ DOSTLARIYLA
SÜREKLİ UZAKLARA DALIP DA KALMAZDI ORALARDA
BÜTÜN GÜCÜYLE TÜTÜNÜ ÇEKMEZDİ HER AN
 
KEŞKE TANIMASAYDIM SENİ...
OMUZLARIMA BUKADAR YÜK BİNMEZDİ O ZAMAN
GÖZLERİM AĞLAMAYI BİLMEZDİ BUKADAR SIK
KALBİM ÇARPMAZDI BÖYLE DELİCESİNE
 
BENİMDE ELLERİM SICACIK OLURDU MUTLAKA
YÜREĞİM TATMASAYDI SENİN SEVDANI KEŞKE
KEŞKE TANIMASAYDIM SENİ........
 
GÖNEREN: MURAT YARAY
TARİH:16:03:2008
 
Hepinize selam ve saygılar sunuyorum.
Ben İsmail Hocanın oğlu Ozan Can YARAY
size fıkra ve kardeşim Ezgi' n resmini gönderiyorum.
İyi çalışmalar diliyorum.



EĞLENCELİK
KARE GEZMECE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

START

 


 START karesinden başlayarak elini hiç kaldırmadan
her kareyi gezebilirimsiniz?

KURALLAR
1. Her kareye bir defa girebilirsin.
2. 2 defa giremezsin.
3. Çapraz gidemezsin.

OZAN CAN YARAY
Necip Fazıl Kısakürek İ.Ö.O.
K.MARAŞ 

FIKRALAR :

ÇOCUK

Çocuk babasına sorar:
—Babacığım, annemle nasıl evlendin?
Adam alaycı bir tavırla, karısına dönerek:
—Görüyor musun, çocuk bile anlam veremiyor.
OZAN CAN YARAY

KARNE
Karnesini yeni alan Murat’ a annesi sorar:
—Oğlum karnen nerede?
—Anne arkadaşıma ödünç verdim.
—Neden, karne hiç ödünç verilir mi?
—Babasını korkutacakmış ta…
OZAN CAN YARAY

TAVUK YEMİ
Adamın biri kendini tavuk yemi sanıyormuş.
Tavuklardan çok korkuyormuş ve bir hastanede tedavi görmeye
başlamış.
Sonunda adama sormuşlar:
—Artık tavuk yemi olmadığımı olmadığını biliyorsun değil mi?
Adamın cevabı ise şöyle olmuş:
—Ben biliyorum ama tavuklarda biliyor mu acaba?
OZAN CAN YARAY

ÇORAP
Temel’i bir teki siyah, diğeri beyaz bir çorapla gören arkadaşı sormuş:
—Gözlerime inanamıyorum, bu nasıl çorap?
Temel bir süre ayağındaki çoraplara bakmış ve cevap vermiş:
—İnanmayacaksın ama evde bunun gibi bir çift daha var…
OZAN CAN YARAY

ÇARPIM TABLOSU
Öğretmen öğrenciye sormuş:
—Oğlum 6 kere 6 ne yapar?
—39 yapar öğretmenim
—Otur sıfır!
Çocuk sırasına oturmuş ve sonra yanındaki arkadaşı sormuş:
—Niye bildiğin halde 39 dedin?
Çocuk cevap vermiş:
Ben pazarlık yapacaktım, hoca anlamadı.
OZAN CAN YARAY
Ben terkkedilmiş yerinden geldim tarihin



ben terkkedilmiş yerinden geldim tarihin,
ellerim kesiktir demiştim tutamazsınız,
noluyor bakın
neredeyse yıllanmışım mağara köşelerinde
dalmışım tarih uykusuna,
telaşlı puştların çığlığıyla uyanıyorum
düşlerken bir annenin kucağında adım adım
kayıp korktular benden, bağladılar gözlerimden attılar beni uçurumdan aşağıya ölürkende
düşledim kayıp ülkemi son nefesimi verirkende
kaldıracağım ellerimi zafer işaretiyle
söyleyeceğim son şarkımı uçurum kenarında cesedim bulunsada
 
Gönderen:  FARUK ÖZTÜRK    
 GÖRMEYELİ HİÇ DEĞİŞTİN Mİ?

Seni görmeyeli aylar yıllar oldu.
Penceremde güller sararıp soldu.
Dert kederdir aşkın içime doldu.
Yar görmeyeli hiç değiştin mi?

Bu ayrılık canını fazla sıkar mı?
Bir gün kavuşursak kalbin benden bıkarmı? 
Ceylan gözlerin yine sımsıcak bakar mı?
Yar görmeyeli hiç değiştin mi?

Eskisi gibi güller açar mı yanaklarında?
Konuştuğun zaman ballar akar mı dudaklarında?
Acep aşkım saklı mı kalbinin odaklarında?
Yar görmeyeli hiç değiştin mi? 

Yine ceylan gibi salınıp gezer mi sin?
Seni görenlerin yüreğini ezer mi sin?
Beni ömrüm boyunca sev desem severmisin?
Yar görmeyeli hiç değiştin mi?
İsmail YARAY
İlk.Öğrt.Okul Müdürü
 
FIKRA      :

                                          
 TIRKİ

Gundeki yale Cızirabotan’ da, Kaleki xewatkar, durust, merd u merxas hebu. Lawıkê kalê dıçe eskeryê. Lawık eskeryê xılasdıke u dıfıtıle tê dı gundexwe. Kalê dı ewi muhitida zef tê hıskırınê. Mıllet dıbize lawıke Kalê eskerya xwe xılaskiriye u hatye, Gışti dost u ciranan topihev dıbın dıçıne mala kalê. Cemaat dı mala kalê rudınene. Hıneki vırda-weda xeberdıdın (dıbeyivın) keyf u halê lawik pırsdıkın, Lawık dızvıre behsa eskerya xwe dıke;
-Yêramın zef xaşbu. Ez gelek tışta himbum. Ez idi Tırkiji himbume dıkarım xeberbıdım.
Bav le dınêre lawık zef pesna xwe dıde. Dıçe zora bave. Lê serexwe badıke dızvıre jı kure xwe ra dıbêje;
-Lawê mın tu çı çı himbu yi?
Dema bavê wısa got, lawık heneki dınêji perçıfi! Tu wê beji kallê Amed’ê xıstıne ber bın çenga wiya. U bersıv da
-Meseleee Tırki solara dıbêjın “eyakkabi”. Çevara dıbêjın “goz”. Yani mina wan kelima ez gelek tışti zanım. Here, ware, bıxebıte, çawani…
Sebra bave edi nema. Bav hedika zıvıri yale kure xweda neheri u got;
-Lawemıni delal de hela bavexura beje, bave te nızane, gelo Tırk ‘gura’ çı dıbêjın?
Lawık, aha viyalı-wiyali dınere dıkeee nake nayê birawi. Dızvıre bavê xwera dıbêje;
-Bavo hema gu ser zımanê mıne le nekete biramın…. 
                                                                                       27/02/2008
                                                                                           XALO…
FIKRANIN TÜRKÇESİ :

Cizre civarlarında bir köyde  çalışkan, dürüst mert ve yiğit bir aımca yaşarmış, yaşlı amcanın oğlu askere gider, neticede askerlik biter ve geri dönüp köyüne gelir.Yaşlı amca çevresinde çok sevilip sayılan biri olduğu için amcanın oğlunun askerliğini bitirip geldiğini duyan dost ve akrabalar toplanıp yaşlı amcanın evine giderler.
Cemaat yaşlı amcanın evinde oturur oğlana hal hatır sorulur ve havadan sudan sohbete geçilir. Bu sırada oğlan başlar askerliğini anlatmaya..
-Askerliği çok rahat yerde yaptım, askerlikte çok şey öğrendim, ben Türkçe konuşmayı da öğrendim artık Türkçede  konuşabiliyorum…..v,s
Yaşlı amca oğlunun çok böbürlendiğini görünce, mahçup bir şekilde başını sağa sola hafifçe sallayarak oğluna döner ve sorar…
-Oğlum sen neler öğrendin bakalım.?
 Bu sözü duyan oğlan daha da böbürlenir ve sanki koltuklarında Amed (Diyarbakır) karpuzu varmış gibi kabararak cevap verir.
-Mesela Türkçe ayaklara giyilen şeye “ayakkabı” görme organına “göz” denir bunun gibi pek çok kelime öğrendim… Gel, git, çalış, nasılsın gibi…!
Artık babasının tahammülü kalmaz ve cemaat karşısında oğlunun densizliğine çok bozulur. Ve oğluna dönerek
-Sevgili oğlum ben Türkçe bilmiyorum hele bi söyle bakalım Türkçe “Bok”a  ne denir.?
Oğlan sağa sola bakınır bir türlü hatırlayamaz ve hatırlamaya çabalanır bi türlü aklına gelmez
Babasına döner cevap verir…
-Valla “bok” dilimin ucundadır ama bi türlü aklıma gelmiyor…


BİTKİ OLACAKSAM......!

Bitki olacaksam 
Çayır çimen olayım ,
Aman baldıran değil,,,
Yol altında kalacaksam, 
Gelin arabaları geçsin üstümden
Çelik paletler değil, 
Üstümde çocuklar koşuşsun
Ne kaçan ne kovalayan askerler değil,,,
Kerpiç yapacaksanız beni 
Okullarda kullanın
Cezaevlerinde değil,,,
Soluğum tükenmez de kalırsa 
Islık öttürsünler
Aman ha düdük değil ,,,
Kalem yapın beni kalem, 
Şiirler yazan sevi üstüne
Ölüm kararı değil ,,,
Ölünce yaşamalıyım defne yapraklarında
Sakın ola ki Silahlarla değil.,,,,
                          Necip  ŞIŞDAĞ                     
AYRILIK.....

Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun

Bu engeller bana göre değil oysa
Ben bu dağları aşarım
Geçerim bu denizleri, korkma
İşte düştüm yollara
Dur, bekle beni, geliyorum
Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız
Karanlık gitgide en derinlere çeker beni
Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin
Böyle perişan beklerim dönmeni
                   NECİP ŞİŞDAG

----TACİRLİ KÖYÜ SİTESİ----
 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
         MAKALELER                      
•  Ferarrisini Satan Nietzche...
Cihan ADIYAMAN
İf istanbul'dan Bahman Ghobadi Geçti ...
Cihan ADIYAMAN
•  Halet i Ruhiyyemiz üzerine Cemil ADIYAMAN 
•   Bir Çocuğun göz yaşı... 
Deniz ÇİFÇİ 

• Özerk yönetimler ve demokrası
Deniz ÇİFÇİ
 
•   Seni Tarif Edemem...
Faruk ÖZTÜRK
•   Sevdanın Adı Aynıdır...
Necef ALTÜRK
Rüya (Şiir)...
İsmail YARAY
                                                   
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Köylümüz Faik Kubilay Öğretmen-Yazar
20.01.2009 14:38:24


LEYLEKLER VE BEN

Leylekler geldi mi?
Leylekler geldi mi anne?
Pembe pembe gülümsüyor mu badem?
Yağmur ......... Yağmur ......... Yine Yağmur.
Akşam sabah , gece gündüz
Neden hiç durmuyor , neden durmuyor
Rüzgardan da kanat takmış
Camlara camlara vuruyor.


Leylekler geldi mi?
Karşı yoncalık doydu mu suya?
Su oturdu mu , şişti mi göletler?
Bu tufanda leylekler çoktan yatar
Uykuya...


Leylekler geldi mi?
Tüyleri pırıl pırıl
Beyaz mı beyaz
Yağmur durdu mu güneş sıcak sıcak parlayacak.
Leyleğin rengi ağaçlara yansıyacak
Göletlere doluşacak leylekler
Kırmızı bacakları bir kalkıp bir inecek
Bıkmadan usanmadan
Bir baştan bir başa
Kısmetini arayacak



Bana söz verdi dedem , anne!
Söz verdi bana dedem
Kesmeyecek kavak ağacını
Devirmeyecek
Kavak ağacının başı yakında
Göğe erecek
Benim ilk leyleğim
Buradaki hazır yuvasına oturacak
Yağmur durdu mu , güneş çıkacak
Sıcak sıcak parlayacak
Leyleğin rengi ağaçlara yansıyacak
İki mi üç mü bilmem
Belki dört beş
Küçük küçük gagalar açık bekleyecek


Duymuştum
Kitaplarda okumuştum
Bende leylek yuvası kuracaktım
Fazla değil azıcık büyüyünce...
Anne leylek sarıp sarmalasın yavrusunu
Korusun yağmurdan , rüzgardan
Bazen de biz çocuklardan
Gönlünce


Düzlük... düzlük...
Sonu gelmez bir ova
Ovanın bu yerinde tek mi tek
Bir kavak ağacı
Gururlu mu gururlu
Yine yağmur çiseliyor
N'olur çıkma rüzgar deli deli
Kavağın kuzey yamacında
Harman yerine denk bir yuva
Yuvada benim leyleğim
Bir kartal kadar da heybetli


Leylekler gelmedi mi?
Leylekler , ne zaman gelecek , leylekler
Ne ....... ne ........... daireler mi çiziyor?
Yavrular soluk soluğa nefes nefese
Yoksa köpek mi var?Belki bir yılan
Kov onları anne, lütfen kov
Akşama sabaha gelecek leylekler
Bir sabah vakti yahut okulu kırdığımızda
İlk leyleği görmek...Yuvasında duruşunu
İşitmek...İşitmek istiyorum
Mahalleninin
Geldi!.. Geldi!.. Leylekler geldi!..
Hep bir ağızdan, hep bir ağızdan
Haykırışını, çırpınışını...
Leylekler gelmiş anne
Gelmiş leylekler..
Ne çok görmek isterdim
Ne çok...
Tanrıya yakarışını


Faik Kubilay-Öğretmen-Yazar
&
EV HANIMINDAN EV BEYİNE

Bugün Pazar kuruldu
Ev eksiği soruldu
Hanım yazdı bir liste
Bey okuyunca yoruldu


Kahve, şeker, çay lazım
Tursil, persil; fay lazım
Güzel kıza toy lazım
Pırtı-sandık alda gel.

Aman! Sucuk hoş olsun,
Peynir, ciğer yaş olsun
Kıyma-tavuk kuş olsun
Böbrek, dalak dilde al!

Unutma tunç tavayı
Sarı sarı ayvayı
Düşünmeli yuvayı
Pencereye tül de al.

Boş tencere, boş tava
Dolu olsun bak kova!
Bugün çok sıcak hava;
Limon-ayran bulda al.

Pasta-börek saklıdır,
Helva-lokum tatlıdır
Baklavalar katlıdır
Dükkanından tartta al!

Badem, ceviz kırılsın
Mısır, nohut kavrulsun
Bir küp turşu kurulsun
Biber, sirke, tuz getir.

Sedef düğme yapılır
Elmas küpe takılır
Altınlarda satılır
Sarraf sarraf gez getir!

Ciğer getir kediye
Yetiş saat yediye
Düğün için hediye
Paket paket düz getir.

Bardak-tabak kırıldı,
Çanak-çömlek yarıldı.
Yaralarım sarıldı
İlaç-merhem tez getir!

Sana-bana pijama
Oğlan-kıza fanila
Büyük-küçük karyola
Metre metre bez getir.

Kilo kilo pastırma
Paket paket makarna
Külah külah dondurma
Erimeden tez getir!

Pahalıdır iyi mal;
Kaliteli yağ ve bal
Helva-lokum kaymak al
Birkaç hamal tut getir!

Mangal kürek bozuldu,
Dirsek-boru kırıldı
Odun-kömür azaldı
Yakmak için gaz getir.

İğne-iplik şiş kayıp
İncik-boncuk pul sayıp
Söylemesi çok ayıp
Cımbız-toka bul getir.

Liste liste yazıldı
Daha neler sayıldı;
Toplar iken kağıdı
Bey düştü bayıldı!

Hanım koştu kaldırdı;
Biraz hava aldırdı.
Bey kendine gelince;
Şaka diye yalvardı!

YUSUF TAĞI(TÜRKDEN)
_________________________
Facebook beğen
 
Reklam
 
KÖYÜMÜZÜ ÇOK SEViYORUZ
 
Tacirli'de Yaşanmış Bir Öykü

__ASLANLAR YARALIDA KÜKRER__
Mehmet Emin Adıyaman
Avukat

1930 li yıllardı Ağrı isyanı bastırılmış, isyana katıldıkları ileri sürülenler bertaraf edilmişti. Çevre köylerden kitleler halinde sürgünler yapılıyordu Ege ve Trakya’ya, Tacirli köyü isyana katılmamıştı. Çevre köy ve aşiretlere göre rahatlardı. Başlarına bir sorun açılmayacaktı. En azından böyle düşünüyorlardı..........
>Devamı için tıklayın<

&

SÖYLEŞİ  :   
Haz:Cemil Adıyaman
Kocaeli Ünv  
Hukuk Fakültesi  
Babam Mehmet Emin Adıyaman ile köyümüz, yöremiz, akrabalarımız ve geçmiş ile gelecek üzerine küçüklüğümüzden beri alışıla gelmiş sohbet ve söyleşilerimiz olmuştur. İstanbul da aile içi iletişimimiz ve sohbetlerimizin en güzel taraflarından biride köyümüze, akraba ve tanıdıklarımıza dair olanlarıdır. Doğrusu babamda köye, yöremize ve geçmişe dair meraklı sorularımıza cevap vermekten ve anlatmaktan büyük keyif alır.         >...Devamı...<
ŞİİR
 
HIÇKIRIK

Sevdandır deliye döndürdü beni.
Güneş idim,aşkın söndürdü beni.
Yeter artık sevgilim anla beni.
O mahmur bakışın öldürdü beni.


Seveyim dedim dertlere büründüm.
Rüzgârda toz, toprak gibi savruldum.
Bir başıma amansız dertlerimle,
Bende diyardan diyara süründüm.

Dertli gönlümde şahların şahısın.
Virane kalbimde,her an ahımsın.
Her gün,her gece ve heran,her yerde,
Hep hatırladıkça ahüvahımsın.

Sevdan başımda tüter duman,duman.
Virane olmuş gönlüm,halim yaman.
Beni benden almış kirpiklerin ok,
İki kaşın yaydır,saçların keman.

Bu dünyada mutluluğa hasretim.
Ne etsende sana yoktur nefretim.
Ben dünyada malı,mülkü neyleyim,
Sensin benim malım,mülküm servetim

İsmail YARAY
 
Şimdiye kadar 113335 ziyaretçisiteye girmiştir
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=