Hayaller

HAYALLER  OLMAZSA  HEDEFLER  VE BAŞARILAR  OLMAZ


Gökhan Alabuğa
Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Bilgisayar teknolojisi bölümü

             
İnsanda  hayal  gücü  olmasa, hayat  insana  çıkmaz  bir  sokak  gibi  olur. Her  dakika, her saat  karamsarlıktan  başka bir yönümüz olmaz.
Dünya  insana zindan gibi  olur. Eğer hiç bir hedefimiz olmazsa.

Günlük  yaşantımızda  bile  bir pılanımız  ve bir  pırogramımız vardır. Örneğin; sabah  kalktığımızda  elimizi  yüzümüzü  yıkarız, sonra  kahvaltıya otururuz  daha sonra dişlerimizi  fırçalayıp  iş yerimizin  yolunu  tutarız. Düşünün  büronuzda  oturmuşsunuz  ve  beyininizde  büronunuzun  düzenini  tasarlıyorsunuz. Şu  koltuğu  şuraya  koysam  daha  iyi  olur  yada  şu  masanın  yrini  değiştirsem  daha hoş  görünür. Yani  kısacası  büronuzu  en  güzel  şekilde  görmek  için hayal gücünüzü  zorlarsınız. Çünkü  hayal  etmeden  bir  şeyin  değişmesi  imkansızdır. Yani  hayaller  olmazsa hedefler  olmaz. Hedeflerin  olmaması  başarının olmaması  demektir. Başarının  olmaması  ise bir milletin  karanlığa  gömülüp  kalmasından  başka bir şey  değildir. Bugün  dünyada  büyük  başarılara  imza atan  bir  çok  insan  vardır. Bu  insanlar  durduğu  yerde  imza  atmamışlardır  bu  başarılara.  İlk  önce  hayal  gücüyle  bir  hedef  belirlemişler, daha sonra  hedefe ulaşmak   için  çaba  sarf  etmişlerdir. Çünkü  insan  hem  geçmişi  hemde  geleceği  düşündüğü  için  hayatını  bir  düzene  koymak  zorunda. Yani  geçmişin vermiş  olduğu  olumlu  ve olumsuz  izler  gelecek  için endişeler  oluşur  insanın beyininde.  Sonuçta  bunlarda  hayal  süzgecinde  geçer. Çünkü geçmişinizi yargılarsınız  geleceğinizi  ona göre  hayal  edersiniz  ve  belirlersiniz.  Bunun  için  hayal  olmazsa  hayat  olmaz, yani  hayat  hayalın ürünüdür. İngiliz  düşünür Bernard  shaw; ''insan, ne zaman  ölür bilirmisiniz?'' diye  soruyor  ve  şu cevabı  veriyor.  ''Tembellikten, inançsızlıktan   ve  hayatı  yaşamaya değer  kılmayı becerememekten...'' İnsanı  yaşatan  istekleri,  ümitleri  ve  pırojeleridir.  Ama  ne  yazık ki  günümüze  baktığımızda toplumumuzda  öyle  bir  ruh  oluşmuşki

zamanımızı  sadece  kahvehanelerde, meyhanelerde ve bar  köşelerinde  boş  geçirmekten  başka bir şey yapamıyoruz.  Kahvehanede, meyhanede  ve  bar köşelerinde  hiç bir çözüm  hiç bir başarı elde edilemez. Oraları  kendine  çöplük  yapan  bir çok  amaçsız  insan vardır. Çözümün  yolu, gelişmenin yolu ancak  ve ancak  kütüphanelerde, labaratuvarlarda   ve atölyelerde  geçer. Bügün  gelişen  ülkelere  baktığımızda  yılda  kişi  başına  okunan  kitap  sayısı 10  tane düşerken ne  yazık ki ülkemizde 10 kişiye bir kitap düşüyor. Bu  karşılaştırmalara baktığımızda, bizim çok okumamız çok çalışmamız ve milletimizesahip  çıkmamız lazım. Mehmet Akif  Ersoy'un  dediği  gibi

            ''Sahipsiz  olan  bir  milletin  batması  haktır,''

            ''Sen  sahip  çıkarsan, bu vatan  batmayacaktır.''

Evet,  eğer  kendimizi ilim irfanla  güzel  bir  şekilde  donatırsak yani herkesten önce kendimize bir düzen verirsek  ve  daha  sonra  çevremizdeki insanlara  yönelirsek  inanıyorumki  bir çok  şeyin  değişmesi  ve  gelişmesi  için  basamaklar  oluşur...

 
DİĞER YAZILARI  :

• 
Köylü ve Şehirli  
• 
Şiirleri                                                                                                 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: özlem yılmaz( ), 25.09.2008, 05:40 (UTC):
teşekkür ederiz bu güzel düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

----TACİRLİ KÖYÜ SİTESİ----
 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
         MAKALELER                      
•  Ferarrisini Satan Nietzche...
Cihan ADIYAMAN
İf istanbul'dan Bahman Ghobadi Geçti ...
Cihan ADIYAMAN
•  Halet i Ruhiyyemiz üzerine Cemil ADIYAMAN 
•   Bir Çocuğun göz yaşı... 
Deniz ÇİFÇİ 

• Özerk yönetimler ve demokrası
Deniz ÇİFÇİ
 
•   Seni Tarif Edemem...
Faruk ÖZTÜRK
•   Sevdanın Adı Aynıdır...
Necef ALTÜRK
Rüya (Şiir)...
İsmail YARAY
                                                   
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Köylümüz Faik Kubilay Öğretmen-Yazar
20.01.2009 14:38:24


LEYLEKLER VE BEN

Leylekler geldi mi?
Leylekler geldi mi anne?
Pembe pembe gülümsüyor mu badem?
Yağmur ......... Yağmur ......... Yine Yağmur.
Akşam sabah , gece gündüz
Neden hiç durmuyor , neden durmuyor
Rüzgardan da kanat takmış
Camlara camlara vuruyor.


Leylekler geldi mi?
Karşı yoncalık doydu mu suya?
Su oturdu mu , şişti mi göletler?
Bu tufanda leylekler çoktan yatar
Uykuya...


Leylekler geldi mi?
Tüyleri pırıl pırıl
Beyaz mı beyaz
Yağmur durdu mu güneş sıcak sıcak parlayacak.
Leyleğin rengi ağaçlara yansıyacak
Göletlere doluşacak leylekler
Kırmızı bacakları bir kalkıp bir inecek
Bıkmadan usanmadan
Bir baştan bir başa
Kısmetini arayacak



Bana söz verdi dedem , anne!
Söz verdi bana dedem
Kesmeyecek kavak ağacını
Devirmeyecek
Kavak ağacının başı yakında
Göğe erecek
Benim ilk leyleğim
Buradaki hazır yuvasına oturacak
Yağmur durdu mu , güneş çıkacak
Sıcak sıcak parlayacak
Leyleğin rengi ağaçlara yansıyacak
İki mi üç mü bilmem
Belki dört beş
Küçük küçük gagalar açık bekleyecek


Duymuştum
Kitaplarda okumuştum
Bende leylek yuvası kuracaktım
Fazla değil azıcık büyüyünce...
Anne leylek sarıp sarmalasın yavrusunu
Korusun yağmurdan , rüzgardan
Bazen de biz çocuklardan
Gönlünce


Düzlük... düzlük...
Sonu gelmez bir ova
Ovanın bu yerinde tek mi tek
Bir kavak ağacı
Gururlu mu gururlu
Yine yağmur çiseliyor
N'olur çıkma rüzgar deli deli
Kavağın kuzey yamacında
Harman yerine denk bir yuva
Yuvada benim leyleğim
Bir kartal kadar da heybetli


Leylekler gelmedi mi?
Leylekler , ne zaman gelecek , leylekler
Ne ....... ne ........... daireler mi çiziyor?
Yavrular soluk soluğa nefes nefese
Yoksa köpek mi var?Belki bir yılan
Kov onları anne, lütfen kov
Akşama sabaha gelecek leylekler
Bir sabah vakti yahut okulu kırdığımızda
İlk leyleği görmek...Yuvasında duruşunu
İşitmek...İşitmek istiyorum
Mahalleninin
Geldi!.. Geldi!.. Leylekler geldi!..
Hep bir ağızdan, hep bir ağızdan
Haykırışını, çırpınışını...
Leylekler gelmiş anne
Gelmiş leylekler..
Ne çok görmek isterdim
Ne çok...
Tanrıya yakarışını


Faik Kubilay-Öğretmen-Yazar
&
EV HANIMINDAN EV BEYİNE

Bugün Pazar kuruldu
Ev eksiği soruldu
Hanım yazdı bir liste
Bey okuyunca yoruldu


Kahve, şeker, çay lazım
Tursil, persil; fay lazım
Güzel kıza toy lazım
Pırtı-sandık alda gel.

Aman! Sucuk hoş olsun,
Peynir, ciğer yaş olsun
Kıyma-tavuk kuş olsun
Böbrek, dalak dilde al!

Unutma tunç tavayı
Sarı sarı ayvayı
Düşünmeli yuvayı
Pencereye tül de al.

Boş tencere, boş tava
Dolu olsun bak kova!
Bugün çok sıcak hava;
Limon-ayran bulda al.

Pasta-börek saklıdır,
Helva-lokum tatlıdır
Baklavalar katlıdır
Dükkanından tartta al!

Badem, ceviz kırılsın
Mısır, nohut kavrulsun
Bir küp turşu kurulsun
Biber, sirke, tuz getir.

Sedef düğme yapılır
Elmas küpe takılır
Altınlarda satılır
Sarraf sarraf gez getir!

Ciğer getir kediye
Yetiş saat yediye
Düğün için hediye
Paket paket düz getir.

Bardak-tabak kırıldı,
Çanak-çömlek yarıldı.
Yaralarım sarıldı
İlaç-merhem tez getir!

Sana-bana pijama
Oğlan-kıza fanila
Büyük-küçük karyola
Metre metre bez getir.

Kilo kilo pastırma
Paket paket makarna
Külah külah dondurma
Erimeden tez getir!

Pahalıdır iyi mal;
Kaliteli yağ ve bal
Helva-lokum kaymak al
Birkaç hamal tut getir!

Mangal kürek bozuldu,
Dirsek-boru kırıldı
Odun-kömür azaldı
Yakmak için gaz getir.

İğne-iplik şiş kayıp
İncik-boncuk pul sayıp
Söylemesi çok ayıp
Cımbız-toka bul getir.

Liste liste yazıldı
Daha neler sayıldı;
Toplar iken kağıdı
Bey düştü bayıldı!

Hanım koştu kaldırdı;
Biraz hava aldırdı.
Bey kendine gelince;
Şaka diye yalvardı!

YUSUF TAĞI(TÜRKDEN)
_________________________
Facebook beğen
 
Reklam
 
KÖYÜMÜZÜ ÇOK SEViYORUZ
 
Tacirli'de Yaşanmış Bir Öykü

__ASLANLAR YARALIDA KÜKRER__
Mehmet Emin Adıyaman
Avukat

1930 li yıllardı Ağrı isyanı bastırılmış, isyana katıldıkları ileri sürülenler bertaraf edilmişti. Çevre köylerden kitleler halinde sürgünler yapılıyordu Ege ve Trakya’ya, Tacirli köyü isyana katılmamıştı. Çevre köy ve aşiretlere göre rahatlardı. Başlarına bir sorun açılmayacaktı. En azından böyle düşünüyorlardı..........
>Devamı için tıklayın<

&

SÖYLEŞİ  :   
Haz:Cemil Adıyaman
Kocaeli Ünv  
Hukuk Fakültesi  
Babam Mehmet Emin Adıyaman ile köyümüz, yöremiz, akrabalarımız ve geçmiş ile gelecek üzerine küçüklüğümüzden beri alışıla gelmiş sohbet ve söyleşilerimiz olmuştur. İstanbul da aile içi iletişimimiz ve sohbetlerimizin en güzel taraflarından biride köyümüze, akraba ve tanıdıklarımıza dair olanlarıdır. Doğrusu babamda köye, yöremize ve geçmişe dair meraklı sorularımıza cevap vermekten ve anlatmaktan büyük keyif alır.         >...Devamı...<
ŞİİR
 
HIÇKIRIK

Sevdandır deliye döndürdü beni.
Güneş idim,aşkın söndürdü beni.
Yeter artık sevgilim anla beni.
O mahmur bakışın öldürdü beni.


Seveyim dedim dertlere büründüm.
Rüzgârda toz, toprak gibi savruldum.
Bir başıma amansız dertlerimle,
Bende diyardan diyara süründüm.

Dertli gönlümde şahların şahısın.
Virane kalbimde,her an ahımsın.
Her gün,her gece ve heran,her yerde,
Hep hatırladıkça ahüvahımsın.

Sevdan başımda tüter duman,duman.
Virane olmuş gönlüm,halim yaman.
Beni benden almış kirpiklerin ok,
İki kaşın yaydır,saçların keman.

Bu dünyada mutluluğa hasretim.
Ne etsende sana yoktur nefretim.
Ben dünyada malı,mülkü neyleyim,
Sensin benim malım,mülküm servetim

İsmail YARAY
 
Şimdiye kadar 113334 ziyaretçisiteye girmiştir
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=