Haleti Ruhiyye

MAKALE              :


Cemil ADIYAMAN
Kocaeli Üniversitesi
Hukuk
Fakültesi

HÂLET- İ RUHİYEMİZ ÜZERİNE


 
Anlatmak istediklerimi yazıya aktarmadan önce nasıl ve neden böyle bir yazma ihtiyacı duyduğumu açıklamak istiyorum. Aslında şimdi anlatacağım, epeyce bir süreden beri beni meşgul eden ve zihnimi bulandıran bir konu. Uzun bir süreden beri beni yoran bu konu üzerinde birkaç satır yazmak istiyordum. 

İşte tam da bu sıralar Elif Şafak’ın “Siyah Süt” adlı son çıkardığı romanı okuyordum. Kitaba yeni başlamışken karşıma çıkan iki kelime bende nedense acilen bir şeyler yazma ihtiyacı doğurdu. Üstelik hakkında yazmak istediğim konu da zaten hâl-i hazır da, uzun bir süreden beri yazılmayı bekliyordu. 

İşte bu iki kelime –halet-i ruhuye(Ruh Hali)- tam aradığım ilham kaynağıydı.

Ruhumuzun derinliklerini biraz irdelemek ya da başka bir açıdan ne kadar sığ olduğunu göstermek istiyorum. İnsan ruhunun sürekli gel gitler yaşadığı çok değişken ve esnek bir yapıya sahip olduğu çok açık bir gerçek. Ancak önemli olan bu gel gitler değil, önemli olan verdiğimiz tepkilerin ne kadar arkasında durabildiğimizdir. Duyarlılığımızın yeterince gelişip gelişemediği sorusu asıl önemli problem. 

Çok karmaşık ve zıt duyguları bir arada yaşadığımız günümüz koşullarında çok zor da olsa olaylar karşısında daha duyarlı olmamız gerekli diye düşünüyorum. Her şeyi bir kenara bırakalım bu kendi kendimize karşı duymamız geren bir sorumluluk. Haberleri izlediğimiz anları kafamızda canlandırmak gerekirse, bir haber veriliyor; görüntülerde kan revan içinde kalmış, yaşama mücadelesi veren insanlar. Hepimiz derin bir acı duyuyoruz. Hemen arkasından gelen bir haber, milli piyango bu hafta rekora koşuyor ya da X takımı Avrupa da rakip tanımıyor. Ruh halimiz hemen değişiyor birkaç dakika önce izlediğimiz haberi asırlarca geride bırakıyoruz, hiç olmamış gibi yeni verilen habere odaklanıyoruz. Hal böyle olunca elimizden ruh halimizin arkasında durmak da gelmiyor. Her şey bir anda unutturuluyor. Çünkü tv. deki kanalın tek amacı var; o da reyting. 

Bunu bir kenara bıraktık başka kanala geçtik. Bir aile dramı diye kocaman bir manşet atılmış. Hasta kadın iki özürlü çocuğuyla sokakta kaldı. Sözde yardım maksadıyla yayınlanan program aile için para topluyor. Dakikalarca yapılan duygu sömürüsünden sonra hemen yeni manşet; mutlu son. Kanalımızın haberinden sonra yapılan yardım çağırılarıyla aile yeni evine taşındı. İnsanlar dakikalarca ağlatıldıktan sonra bebeğin ağzına emzik verilircesine sevindiriliyor. İç içe geçen duygular, üzülmesi mi ağlaması mı gerektiğini bilmeyen ruh halleri. Hiç şüphesiz kanalın yaptığı yardımdan kat ve kat fazlasını kazandığı, yayından ve reytingden gelen, patronların cebine inen paralar başka bir tartışma konusu.Üstelik sistemi sorgulayan yok, ailenin sadece geçici olarak probleminin çözüldüğünü düşünen de yok. Gece herkes gönlü rahat ruhu ferah yatağında uykusuna dalıyor. 

Her şey anlık yaşanmaya başlanıyor. Sevinçler üzüntüler iç içe geçiyor. Olaylar karşısında insanlar tepkisizleşiyor ya da kasten tepkisizleştiriliyor. Görünürde pek masum gözüken bu durum insanı belki de insan olmaktan çıkarıyor. İşte bu yüzden çok önemli olaylar karşısında duyarlı olmak ve halet-i ruhuyemizin tutarlı olmasını sağlamak. 

İşin en kötüsü tüm insanlar duyarsızlığın ne kadar kötü bir şey olduğunu bilmelerine rağmen duyarsızlaştıklarının yada duyarsızlaştırıldıklarının farkında değiller.Bazen bir yazı bir film ya da fotoğraf tüm duygularımızı harekete geçirir, o anda inanılmaz yoğunlaşırız. Sanki dünyanın her yanında yaşananlardan biz sorumluymuşuz ve her şeyi biz değiştirecekmişiz gibi hissederiz. Ama biraz geçtikten sonra bir anlık yaşadığımız bu duyguların hepsi yok olur gider, arkasından yeller eser. Tıpkı Kenya da olanlar ve daha önce Ruanda’ da yaşanlar gibi. İlk izlediğimizde ne kadar etkilenmiştik oysaki şimdi televizyonlar bile bunların haberlerini yapma ihtiyacı duymuyorlar. Artık kendi ülkemizde yaşananlardan bile habersiz ve olaylara duyarsız bir halde yaşıyoruz. Sanırım hep birlikte daha duyarlı bir toplum olmayı başarabilirsek o zaman halet-i ruhuyemizin de nelere kadir olduğunu görebiliriz..    22.03.2008
                         

DİĞER YAZILARI  :

• Söyleşi  




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: orhan çavlu ( roj-76hotmail.com ), 04.10.2009, 02:32 (UTC):
lütfen yanlış anlamayın ama akıl beyanında bulunmak istemem söyleyeceğim şu ki yazıların güzel şeyler ve bu güzelikler her zaman sürekli olsun ki bundan insanlar azda olsa taşısın .yazılarını geliştirmeni ve ilerde güzel bir kitap olarak sunmanı samimi bir şakilde isterim .



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

----TACİRLİ KÖYÜ SİTESİ----
 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
         MAKALELER                      
•  Ferarrisini Satan Nietzche...
Cihan ADIYAMAN
İf istanbul'dan Bahman Ghobadi Geçti ...
Cihan ADIYAMAN
•  Halet i Ruhiyyemiz üzerine Cemil ADIYAMAN 
•   Bir Çocuğun göz yaşı... 
Deniz ÇİFÇİ 

• Özerk yönetimler ve demokrası
Deniz ÇİFÇİ
 
•   Seni Tarif Edemem...
Faruk ÖZTÜRK
•   Sevdanın Adı Aynıdır...
Necef ALTÜRK
Rüya (Şiir)...
İsmail YARAY
                                                   
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Köylümüz Faik Kubilay Öğretmen-Yazar
20.01.2009 14:38:24


LEYLEKLER VE BEN

Leylekler geldi mi?
Leylekler geldi mi anne?
Pembe pembe gülümsüyor mu badem?
Yağmur ......... Yağmur ......... Yine Yağmur.
Akşam sabah , gece gündüz
Neden hiç durmuyor , neden durmuyor
Rüzgardan da kanat takmış
Camlara camlara vuruyor.


Leylekler geldi mi?
Karşı yoncalık doydu mu suya?
Su oturdu mu , şişti mi göletler?
Bu tufanda leylekler çoktan yatar
Uykuya...


Leylekler geldi mi?
Tüyleri pırıl pırıl
Beyaz mı beyaz
Yağmur durdu mu güneş sıcak sıcak parlayacak.
Leyleğin rengi ağaçlara yansıyacak
Göletlere doluşacak leylekler
Kırmızı bacakları bir kalkıp bir inecek
Bıkmadan usanmadan
Bir baştan bir başa
Kısmetini arayacak



Bana söz verdi dedem , anne!
Söz verdi bana dedem
Kesmeyecek kavak ağacını
Devirmeyecek
Kavak ağacının başı yakında
Göğe erecek
Benim ilk leyleğim
Buradaki hazır yuvasına oturacak
Yağmur durdu mu , güneş çıkacak
Sıcak sıcak parlayacak
Leyleğin rengi ağaçlara yansıyacak
İki mi üç mü bilmem
Belki dört beş
Küçük küçük gagalar açık bekleyecek


Duymuştum
Kitaplarda okumuştum
Bende leylek yuvası kuracaktım
Fazla değil azıcık büyüyünce...
Anne leylek sarıp sarmalasın yavrusunu
Korusun yağmurdan , rüzgardan
Bazen de biz çocuklardan
Gönlünce


Düzlük... düzlük...
Sonu gelmez bir ova
Ovanın bu yerinde tek mi tek
Bir kavak ağacı
Gururlu mu gururlu
Yine yağmur çiseliyor
N'olur çıkma rüzgar deli deli
Kavağın kuzey yamacında
Harman yerine denk bir yuva
Yuvada benim leyleğim
Bir kartal kadar da heybetli


Leylekler gelmedi mi?
Leylekler , ne zaman gelecek , leylekler
Ne ....... ne ........... daireler mi çiziyor?
Yavrular soluk soluğa nefes nefese
Yoksa köpek mi var?Belki bir yılan
Kov onları anne, lütfen kov
Akşama sabaha gelecek leylekler
Bir sabah vakti yahut okulu kırdığımızda
İlk leyleği görmek...Yuvasında duruşunu
İşitmek...İşitmek istiyorum
Mahalleninin
Geldi!.. Geldi!.. Leylekler geldi!..
Hep bir ağızdan, hep bir ağızdan
Haykırışını, çırpınışını...
Leylekler gelmiş anne
Gelmiş leylekler..
Ne çok görmek isterdim
Ne çok...
Tanrıya yakarışını


Faik Kubilay-Öğretmen-Yazar
&
EV HANIMINDAN EV BEYİNE

Bugün Pazar kuruldu
Ev eksiği soruldu
Hanım yazdı bir liste
Bey okuyunca yoruldu


Kahve, şeker, çay lazım
Tursil, persil; fay lazım
Güzel kıza toy lazım
Pırtı-sandık alda gel.

Aman! Sucuk hoş olsun,
Peynir, ciğer yaş olsun
Kıyma-tavuk kuş olsun
Böbrek, dalak dilde al!

Unutma tunç tavayı
Sarı sarı ayvayı
Düşünmeli yuvayı
Pencereye tül de al.

Boş tencere, boş tava
Dolu olsun bak kova!
Bugün çok sıcak hava;
Limon-ayran bulda al.

Pasta-börek saklıdır,
Helva-lokum tatlıdır
Baklavalar katlıdır
Dükkanından tartta al!

Badem, ceviz kırılsın
Mısır, nohut kavrulsun
Bir küp turşu kurulsun
Biber, sirke, tuz getir.

Sedef düğme yapılır
Elmas küpe takılır
Altınlarda satılır
Sarraf sarraf gez getir!

Ciğer getir kediye
Yetiş saat yediye
Düğün için hediye
Paket paket düz getir.

Bardak-tabak kırıldı,
Çanak-çömlek yarıldı.
Yaralarım sarıldı
İlaç-merhem tez getir!

Sana-bana pijama
Oğlan-kıza fanila
Büyük-küçük karyola
Metre metre bez getir.

Kilo kilo pastırma
Paket paket makarna
Külah külah dondurma
Erimeden tez getir!

Pahalıdır iyi mal;
Kaliteli yağ ve bal
Helva-lokum kaymak al
Birkaç hamal tut getir!

Mangal kürek bozuldu,
Dirsek-boru kırıldı
Odun-kömür azaldı
Yakmak için gaz getir.

İğne-iplik şiş kayıp
İncik-boncuk pul sayıp
Söylemesi çok ayıp
Cımbız-toka bul getir.

Liste liste yazıldı
Daha neler sayıldı;
Toplar iken kağıdı
Bey düştü bayıldı!

Hanım koştu kaldırdı;
Biraz hava aldırdı.
Bey kendine gelince;
Şaka diye yalvardı!

YUSUF TAĞI(TÜRKDEN)
_________________________
Facebook beğen
 
Reklam
 
KÖYÜMÜZÜ ÇOK SEViYORUZ
 
Tacirli'de Yaşanmış Bir Öykü

__ASLANLAR YARALIDA KÜKRER__
Mehmet Emin Adıyaman
Avukat

1930 li yıllardı Ağrı isyanı bastırılmış, isyana katıldıkları ileri sürülenler bertaraf edilmişti. Çevre köylerden kitleler halinde sürgünler yapılıyordu Ege ve Trakya’ya, Tacirli köyü isyana katılmamıştı. Çevre köy ve aşiretlere göre rahatlardı. Başlarına bir sorun açılmayacaktı. En azından böyle düşünüyorlardı..........
>Devamı için tıklayın<

&

SÖYLEŞİ  :   
Haz:Cemil Adıyaman
Kocaeli Ünv  
Hukuk Fakültesi  
Babam Mehmet Emin Adıyaman ile köyümüz, yöremiz, akrabalarımız ve geçmiş ile gelecek üzerine küçüklüğümüzden beri alışıla gelmiş sohbet ve söyleşilerimiz olmuştur. İstanbul da aile içi iletişimimiz ve sohbetlerimizin en güzel taraflarından biride köyümüze, akraba ve tanıdıklarımıza dair olanlarıdır. Doğrusu babamda köye, yöremize ve geçmişe dair meraklı sorularımıza cevap vermekten ve anlatmaktan büyük keyif alır.         >...Devamı...<
ŞİİR
 
HIÇKIRIK

Sevdandır deliye döndürdü beni.
Güneş idim,aşkın söndürdü beni.
Yeter artık sevgilim anla beni.
O mahmur bakışın öldürdü beni.


Seveyim dedim dertlere büründüm.
Rüzgârda toz, toprak gibi savruldum.
Bir başıma amansız dertlerimle,
Bende diyardan diyara süründüm.

Dertli gönlümde şahların şahısın.
Virane kalbimde,her an ahımsın.
Her gün,her gece ve heran,her yerde,
Hep hatırladıkça ahüvahımsın.

Sevdan başımda tüter duman,duman.
Virane olmuş gönlüm,halim yaman.
Beni benden almış kirpiklerin ok,
İki kaşın yaydır,saçların keman.

Bu dünyada mutluluğa hasretim.
Ne etsende sana yoktur nefretim.
Ben dünyada malı,mülkü neyleyim,
Sensin benim malım,mülküm servetim

İsmail YARAY
 
Şimdiye kadar 113335 ziyaretçisiteye girmiştir
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=